Anlamıyorum,
bu çorapları. Her yıkamada mutlaka bir tek'i kayboluyor daha sonraki yıkamada bir yerlerden çıkıyor, hayır bakıyorum makinenin içinde yok orada yok burada yok daha sonra nereden çıkıpta geliyor bu tek çorap? Acaba bendemi bir sorun var diye düşündüm bir süre ama hayır canım başkalarınında başına çok sık gelen bir durum bu. Acaba odasında tek başına oynarken kaybolan çocuğun işimi bu? Şehir efsanesi değilmi yoksa? Bu başka bir hikaye, yazarim bir ara onu da... (amma yazıyom bea!!!) Ahh çoraplar ahhh... yaktınız beni... Ama bu sefer bardağı taşırdın canım iki ayrı çift çorabın tekleri kayboldu. Acaba gizli bir aşk mı var ortalarda? Kaçtınız dimi beraber? Ulan idare ederdim ben sizi... allahsızlar... lastiği kopasıcalar, topukları ve parmak uçları aşınasıcalar sizi... Yok yok olmayacak bu böyle....
Antonio Guitarro ….
Hıms, uzun zamandır bir şeyler yazmadığımı fark ettim dedim bare yazam, size çoooooook eski bir hikaye, bu hikayeyi ilk olarak kadıköy'de anlatmıştım. ( anında, itina ile hikaye uydurulur servisinden çıkmıştı
)
Antonio Guitarro, bir çingene hani bilirsiniz ispanyol çingelenerinden, henüz küçük bir çocukken keşfetmeye meraklı bir yapısı olan kara gözlü bir genç Antonio. Henüz 20' li yaşlarının en güzel zamanlarını yaşayan. Çerden çöpten süs eşyaları yapan anne ve bir mum ustasının oğlu. Zamanını güzel kadınlar ile güzel vakit geçirerek yaşayan ve özgürlüğüne düşkün bu adam bir gün Jasmine adındaki bir çingene'ye teslim eder sevdasını. Jasmine bir fal'cıdır hani şu meşhur tarot falı açanlardan. Güzel bir kadındır Jasmine, en azından kadındır bir defa. Jasmine şaşırır Antonio'yu ilk gördüğünde ne falda çıkmıştır oysa ne de rüya' da.
Sanırım bu olmalı der Jasmine evet bu o olmalı, sözü edilen ve zamanı gelince ön gürülemeden gelecek olan. Zaman geçer zaman tünelinden sessizce, evlenirler. çok güzel 3 seneleri geçer beraber, ve zaman yine bir kötü şaka yapar. Alır götürür Jasmine'i, Antonio üzüntüsünden bir süre kendini kaybeder ve kapatır kendini o tekerlekli ufak evlerine. zaman geçmeye devam eder Antonio içerde kalır. neşesi ve çoskusu derin ve karanlılk bir ormanda kaybolmuş, gözleri yoktur artık. sadece koloni ile ilerler konuşmadan... zaman geçemeye devam eder.
Antonio bazen yaptığı gibi gider bir gün evinden çıkıp ornama doğru, nereye gittiğini neden gittiğini düşünmeden, sadece gidiyor olamak için. Ve oturur yaşlılıktan ölmüş ve düşmüş bir köknar ağacının kütüğüne, elinde bir çöp parçası ile Jasmine'i çizer o kara toprağa ve yine çizer ve yine. Jasmine kadar güzeldir Jasmine'nin sesi, sesini özler Antonio. ve düşünür kütüğün üstünde saatlerce özler sadece.
Dönerken geri o kütüğüde alır yanına, öyle ya konuşmadan anlamıştır yaşlı köknar onu. Oda bir sevdadan ölmüştür zaten.
Antonio özledikçe Jasmine' i, kütüğe oturur ve konuşur sessizce. öyle ya kimi zaman konuşmaya gerek yoktur anlatmak için.
Antonio bir gün yine özlerken Jasmine' i aklına bir şeyler gelir. Yasmine' güzel bir kadındır güzel sesi olan, Jasmine'i yanında istemektedir yada en azından o olduğuna inandığı bir şeyi.Alır yaşlı köknarı ve Jasmine için bir şeyler yapar, Jasmine benzer kalçaları ve Jasmine kadar güzel sesi olan adı da Jasmine' dir zaten. Özledikçe Jasmine'i alır ve Şarkı söyletir.
Zaman geçer ve Antonio zamanla dikkatleri üzerine toplar Jasmine için yaptığı şeyle birlikte. Artık hüzünlü aşkların hikayelerinin anlatıldığı gecelerin vazgeçilmezidir Antonio ve Jasmine. Antonio göçüp gittiğinde birileri bu geleneği devam ettirir. Yeni Jasmine'ler yapılır köknarlardan.
Hani şu gitar dediğimiz şey var ya? İşte o Antonio'nun Jasmine'dir. Kalçaları, incecik beli ve güzel göğüsleri olan Jasmine, zamanla onu çok seven adam olan Antoino'nun adı ile anılır, Guitarro. evrim geçirir zamanla gitar olur adı. Yaa işte böyledir gitar'ın ve Jasmine'nin hikayesi. Belkide bu nedenle pek çok profesyonel gitarcı, gitarlarına kadın isimleri verirler, ("rose" en ünlülerinden biridir. bilin bakalım kimin gitarının adıdır?) ve pek çok kadından daha fazla önemlidirler. Belkide, Jasmine?
================================================
Hikaye o kadar iyi olmadı yazıya dökünce, bazı hikayeler sadece hikaye olarak kalmalı sanki.
…..
Gözlerini hayal ediyorum,
kızıl başlı dişi kuşun,
Seslerini duyuyorum,
hüzünlü bir günün.
.................................
Sigara içiyorum,
sadece içmekle kalsam iyi
dumanından halka yapıp satıyorum,
üç kuruşa
aşağı mahallenin çocuklarına.