Yeni bir arkadaş,
Yeni bir evim ve yeni bir arkadaşım var artık, adı yosma, pek bir sevimli pek bir şeker, 3 yaşında olmasına rağmen çocuk ruhlu, eve geldiğimde veya canı istediğinde çıkardığı gırm, mırm seslerini duymalısınız. Hayır hayır manita üzerine bir kuma değil sadece bir arkadaş.
Fotoğrafları cep telefonu ile çektiğimden çok kaliteli değiller ama ne yapalım şimdilik elimizdeki malzeme ile yetiniyoruz
boşluklu
Bir süredir yazmadığımın farkındayım, aslında uzun bir süredir başka şeyler içinde bir şeyler yazmak istiyorum ancak garip ve alışılmadık bir hengame içerisindeyim bu neden ile vakit bulamıyorum. 2008 çok ilginç geçmişti, pek çok şey gördüm ve öğrendim iş adına, 2009′da neler yapacağım bakalım merak ediyorum.
Yeni bir başlangıç
Son bir senedir çalıştığım firma olan Cetech‘deki görevimden 1 Kasım 2008 itibari ile ayrılmış bulunuyorum. Çalıştığım dönem boyunca kimi zaman neşeli kimi zaman ise yoğun ve yorucu tempo ile birlikte olduğum iş arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Ayrılma nedenim ise kişisel bir projemi gerçekleştirmek için zaman oluşturabilmek idi, projenin sadece teknik yönüyle değil tüm ilerleyişini paylaşmak istediğimden girişim günlüğü isimli günlüğü açtım, sadece bana ait projelerin durumlarını değil, kendi girişimleri olan diğer insanların da yazabilecekleri, projeleri ile ilgili durum bilgisini yayınlayabilecekleri bir günlük olmasını istiyorum ancak henüz tam anlamı ile olgunlaşmadığından bu beklentimin gerçekleşmesi oldukça güç.
Üzerinde çalışmak istediğim proje ile her şeye yeni bir başlangıç yapmak istiyorum, umarım yürümek istediğim yere doğru gidebilirim.
ben, kendim
Uzun zamandır kendim ile ilgili bir şeyler yazmadığımı fark ettim, en son scorpions konserinde idim, çok iyi bir konser performansı sergilediler “yine gelecek biz” dediler giderken still loving you dediler, acaba blackout çalacaklarmı dedim içimden, çaldılar, rock you like huricane dediler, yine her konserde olduğu gibi bu yazda konserlere babam ile birlikte gittim fena olmadı hani.
Çok uzun zamandan beri aklımda olan bir fikri gerçekleştirmek için bilmem kaçıncı kez tekrar çalışmaya başladım, bu sefer daha ciddi olarak devam etmek istiyorum, gelişmeleri aktaracağım.
Bir süre önce iş yerindeki bir proje için python ve thread’ler ile uğraştım açıkcası pek güzel şeyler öğrendim, mesela birden fazla thread ile çalışmak, threadler arasında senkronizasyon vs. ama hala python’u adam gibi öğrenemedim. Elbette php ile thread denemeside yaptım ancak php’de bulunan memory leak ile uğraşmak istemediğimden python’u tercih ettim. Uygulamanın arka planda çalışacak olması dilden bağımsız olmasınıda getiriyor elbette. Bu tür şeyler ile uğraşırken işimi seviyorum.
Aklımda programlama haricinde pek çok konu olmasına rağmen içimden yazmak gelmediği için bir türlü elim klavyeye gitmiyor. Bir ara kendimi toparlamam gerekiyor sanırım, dağılmamak lazım.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar, bütün yaz boyunca dişe dokunur bir şeyler yapmamış olmanın vermiş olduğu bir burukluk var içimde sadece.
Son zamanlarda hiç bu kadar eğlenmemiştim
Akşamın ilerleyen saatleri ve bir yabancının camdan içeriği seyretmesi, eğer evinizde oturuyorsanız pek hoş karşılanmayacak bir durum olabilir ancak ya değilseniz? Kapıdan içeri davet edilen meraklı gözlere sahip, orta boylu, tonton yüzlü birinin ilk sözleri, “hi, do you sepak english? spanish?” ilerleyen zamanlarda öğreniyoruz ki kendisi bir gemici ve gemisi tuzlaya yanaşmış bir kaç hafta daha buralarda imiş, 15 yaşında okuldan ayrılıp, dolaşmaya başlamış ve otuzlu yaşlarına yaklaşırken üniversiye gidip arkeoloji okumuş, 3 sene meksikada arkeoloji alanında çalıştıktan sonra, gemici olarak çalışmaya başlamış, şimdi yılın 8/9 ayı gemide çalışarak, diğer zamanını ise aylak aylak gezerek, müzik yaparak geçiriyor. Çok iyi blues çalması ise sanırım kendi kültürünün parçası olmasından, istediği şey ise dünyayı gezip farklı müzikleri keşfetmek ve bunları kendi müziği ile birleştirmek. Akşamın ilerleyen saatleri chicago blues ve bendir eşliğinde eğlenceli ve zevkli bir müzik deneyimi, ülkesindeki müzik ile ilgili problemler, barlar ve müzisyenler. Filmlerde her hayalin gerçekleştiği bir amerika yerine, oranın aslında buradan çok farklı olmadığının tasdiklenmesi. Mustafanın türk motifleri ile klasik gitarda yaptığı tınılar, (sirto, longa, sabah makamı, vs.) Sevdiğimiz kişilerin, (Asiaminor - Kamil erdem, Haramiler’in tanıtımı ve reklamı
) ve karşılıklı albüm değiş tokuş ile birlikte stüdyoda “takılma” sözünün verilmesi ile sonlanan gece. gece saat ‘de yatağa uzanma ve sabahın kör saatinde uyanma, bu deneyim tüm bunlara değer, işte bu benim eğlencem.
Yoksa
Şirketler bu kadar güçlü olabilirmi? Bir hükümete kalıfını hazırlayarak savaş açtıracak kadar? Bu dünya bazen gözümü korkutuyor. Irak'ta yeni petrol yasa tasarısı ile başını Amerika ve İngilterenin çektiği petrol şirketleri 30 yıllığına Irak'ta petrol çıkartabilecekler. Ha ne dediniz demorasi mi? O sonra gelecek.
berber Fazıl…
Fazılı bildim bileli keser.... Çırakken ustasından daha iyi keserde hala iyi kesiyor... Geçenlerde muhabbet sırasında verdiğim sözü tutmak için gittim yaklaşık 2 senedir gitmediğim fazıl'a... bir iki hoş sohbet (sen yaşıyon mu? ne kadar oldu görüşmeyeli 1 seneyi geçti herhalde?.. gel gel kırpalım o saçları vs. ) ve koşulsuz teslim bayrağı elimde oturdum o tuhaf (ama rahat) berber koltuğuna... Muhabbet yine ilginç'ti..
Fazıl) nasıl bişi yapalım..
Ben) wallaha tarak sende makas sende ahanda sana benim kelle, takıl kafana göre...
Fazıl) satarmısın şimdi bu saçları?
Ben) ne satacam alıp gidicem.
Fazıl) Sen geçen seferkileride almıştın galiba?
Ben) evet aldıydım... duruyorlar hala bir kutunun içerisinde...
Fazıl) alla alla neden ki?
Ben) o kadar uzatmışım bakmışım hatırası var...
Fazıl) alla alla...
Ben) yaa yaa.. işte insan dediğin tuhaf bi yaratık ..
Fazıl) haklısın..
Ben) ohaaaa...
Fazıl) ehehehe...
Fazıl) madem satmayacaksın alıp saklayacaksın kesmeyelim o kadar uzatmışsın yazık olur.. şöyle enseyi falan bi düzelteyim.. birazda ucundan alayım maksat boş göndermiyelim şimdi seni. (kibarca iki senedir paranı alamıyoz gelmişsin almadan bırakmam diyor
)
Ben) sen bilirsin...
Fazıl) şu kadar iyimi?
Ben) sorma ulan işte takıl kafana göre...
Fazıl) peki ...
Sonuçta kısalan saçlar, (fazla değil.) sonrası berber geyikleri... severim fazıl'ı, eğlenceli hani. bu arada öğrendim ki tüm berber malzemelerini almanlar üretiyor ve dünyaya ihraç ediyor.. bizimkilerden ne var diye sordum gelen cevap "sadece tarak var onuda her ay yenisini alıyoruz habire dişleri kırılıyor"
Neyse insaflı tarafına geldim sanırım fazıl'ın... biraz daha tadını çıkartabilirim saçlarımın
sonra? bilmiyorum... görecez bakalım...
Bugün… Sayım, vs.
Geri sayım için bu gün "0" oldu.. Neden saydığını bile bilmeden geri sayıma katılan herkese teşekkür ederim.
Bir arkadaşımın projesini eğlence için bugünlerde oldukça ilgimi çeken symfony ile yazmaya karar verdim. Bir iki şey hazırladım ve denemelere başladım oldukça keyifli oluyor, elbette evimde internet bağlantısı olsa çok daha fazla eğlenceli olacak
Ayrı bir eve çıktığımda ilk düşündüğüm şu bilgisayar ve internet bağımlılığını tedavi edebileceğim ve kimi başka şeyler ile ilgilenebileceğim idi, olmadı yada olamadı, sanırım bilgisayar ve internet olmadan yaşamak için bir çaba sarfetmekten vaz geçeceğim.
Yakında symfony ile ilgili şeyler yazmaya başlayacağım (aslında form validation için bazı şeyler yazabilirim şimdiden, ama üşeniyorum.)
Ve bir kötü haber, (bunların ardı arkası kesilmiyor nedense) yakın zamanda şu an oturduğum güzide, kutu kutu pense, pek bir güzel, pek bir özel evden taşınacağım. Sondan birinci ve ikinci demlerin keyfini çıkartıyorum
Daha sonra bakalım neler olacak. (bir şeyler olacağını hiç sanmıyorum ama neyse
)
En iyisi deniz kenarında sarhoş bir uyku demiş üstad...
Geri Sayım…
Başladı, Ne için, neden, nasılsoruları sayım sonunda efendim...
(Yazar) Sevgili Günlük...
(Günlük) evet...
(Yazar) sence?
(Günlük) senin hayatın, sen bilirsin demek düşer.
