Greenback Dollar (Hoyt Axton ve Ken Ramsey)
Yazan: Hoyt Axton ve Ken Ramsey
Tarih: 1963
=Greenback a Dollar=
Some people say I'm a no-'count
Others say I'm no good
But I'm just a natural-born travelin' man
Doin' what I think I should, oh yeah
Doin' what I think I should
And I don't give a damn about a greenback-a dollar
Spend it fast as I can
For a wailin' song and a good guitar
The only things that I understand, poor boy
The only things that I understand
When I was a little baby
My mama said "Hey son,"
"Travel where you will and grow to be a man
and sing what must be sung, poor boy"
Sing what must be sung
And I don't give a damn about a greenback-a dollar
Spend it fast as I can
For a wailin' song and a good guitar
The only things that I understand, poor boy
The only things that I understand
Now that I'm a grown man
I've traveled here and there
I've learned that a bottle of brandy and a song
The only ones who ever care, poor boy
The only ones who ever care
And I don't give a damn about a greenback-a dollar
Spend it fast as I can
For a wailin' song and a good guitar
The only things that I understand, poor boy
The only things that I understand
Some people say I'm a no-'count
Others say I'm no good
But I'm just a natural-born travelin' man
Doin' what I think I should, oh yeah
Doin' what I think I should
And I don't give a damn about a greenback-a dollar
Spend it fast as I can
For a wailin' song and a good guitar
The only things that I understand, poor boy
The only things that I understand
And I don't give a damn about a greenback-a dollar
Spend it fast as I can
For a wailin' song and a good guitar
The only things that I understand, poor boy
The only things that I understand
The only things that I understand, poor boy
The only things that I understand
== Yeşil dolar ==
Bazı insanlar benim kötü olduğumu söyler.
Diğerleri iyi olmadığımı söyle
Ama ben sadece doğuştan seyyah bir adamım
Yapmam gerektiğini düşündüğüm şeyi yapan, O, evet
Yapmam gerektiğini düşündüğüm şeyi yapan,
Ve yeşil dolarların hiçbiri umurumda değil,
Harcayabildiğim kadar çabuk harcarım.
Ağlak bir şarkı ve iyi bir gitar,
Anladığım şeyler sadece bunlar, zavallı çocuk,
nladığım şeyler sadece bunlar,
Ben küçük bir bebekken,
Annem derdi ki, Hey, oğlum
Bir adam olup büyüyeceğin yere seyahat et
Ve söylenilmesi gereken şarkıyı söyle, zavallı çocuk.
Ve söylenilmesi gereken şarkıyı söyle.
Ve yeşil dolarların hiçbiri umurumda değil,
Harcayabildiğim kadar çabuk harcarım.
Ağlak bir şarkı ve iyi bir gitar,
Anladığım şeyler sadece bunlar, zavallı çocuk,
Anladığım şeyler sadece bunlar,
Şimdi yetişkin bir adamım,
Orada burada seyahat ederim.
Öğrendim ki bir şişe birendi ve bir şarkı,
Birinin umursadığı şeyler sadece bunlar, zavallı çocuk,
Birinin umursadığı şeyler sadece bunlar,
Ve yeşil dolarların hiçbiri umurumda değil
Harcayabildiğim kadar çabuk harcarım.
Ağlak bir şarkı ve iyi bir gitar,
Anladığım şeyler sadece bunlar, zavallı çocuk,
Anladığım şeyler sadece bunlar,
Bazı insanlar benim kötü olduğumu söyler.
Diğerleri iyi olmadığımı söyler
Ama ben sadece doğuştan seyyah bir adamım
Yapmam gerektiğini düşündüğüm şeyi yapan, Oh, evet
Yapmam gerektiğini düşündüğüm şeyi yapan,
Ve yeşil dolarların hiçbiri umurumda değil,
Harcayabildiğim kadar çabuk harcarım.
Ağlak bir şarkı ve iyi bir gitar,
Anladığım şeyler sadece bunlar, zavallı çocuk,
Anladığım şeyler sadece bunlar,
Ve yeşil dolarların hiçbiri umurumda değil,
Harcayabildiğim kadar çabuk harcarım.
Ağlak bir şarkı ve iyi bir gitar,
Anladığım şeyler sadece bunlar, zavallı çocuk,
Anladığım şeyler sadece bunlar,
Anladığım şeyler sadece bunlar, zavallı çocuk,
Anladığım şeyler sadece bunlar.
blues brothers
konseri oldukça eğlenceli geçti, açıkcası 4 ön grubun olduğu bir konserde bu kadar çok eğlenebileceğimi sanmıyordum. Bu konserde kolay kolay görebileceğimi sanmadığım bir olay ile, ön grubun bis yaptığına şahit oldum ya yaşlanıyorum sanırım. Ha hakettilermi? hemde iki bis'i hakketiler. Ama birini yaptılar yazık.. Yavuz çetin'nin parçasını dinlemekte hem ayrı bir keyif hem ayrı bir hüzün verdi açıkcası. Anma gününe gidememiştim.
Çoşku, dans ve eğlence dolu tamı tamamına 7 saat'e yakın zaman geçirdim. İyi ki müzik var, iyiki arada bir kendimi toparlamama yardımcı oluyor.
Ha bu arada bunlarda konserden efendim, sanatsal çalışma beklemeyin benim bildiğim tek sanat geyik sanatı.
(Yazar) Sevgili günlük,
(Günlük) ha canım ha yiğidim?
(Yazar) Bu gün kim için ne yaptığımı düşünüyorum da hiç bir şey yapmadım. Ne olur bu işin sonu?
(Günlük) Fazla düşünürsen tımarhane olur.
Zaman (Time)
Sıradan bir günü oluşturan anları sayarak
Zamanı parçalarsın, kolaycacık harcarsın
Doğduğun topraklarda bir parça toprağın üstünde dolanarak
Sana yol gösterecek birini, birşeyi bekleyerek.
Yoruldun eve kapanıp yağmuru seyretmekten ve güneşte mayışmaktan
Daha gençsin ve yaşam uzun, harcayacak vaktin var bugün
Ve bir gün bakmışsın ki on yılı bırakmışsın ardında
Kimse söylemez sana koşacağın yeri, başlama işaretini kaçırmışsın.
Ve koşarsın koşarsın güneşi yakalamak için ama güneş batmakta
Ve dolanmakta tekrar sana görünmek için
Güneş aynı güneş aslında ama sen yaşlısın artık
Bir nefeslik ömrün var ve bir gün daha yakınsın ölüme
Gittikçe kısalmakta yıllar, vakit bulamayacağız galiba
Tasarılar ya sıfır ya da yarım sayfa karalama
Umutsuzluğa sarılarak avarelik etmek İngilizlere özgüdür
Vakit geçti bitti şarkı, söyleyeceklerim bitmedi ama.
Not: Bu gün iyi bir şeyler yapın.
Ve konser,
Tek kelime ile "mükemmel" di. Bunda dünyanın en güzel yosmasının, İstanbulun müthiş boğaz manzarasının katkısı yok desek yalan olur. Söz verildiği gibi 21:30 da sahnedeki yerini alan roger waters ve saz arkadaşları "in the flesh" ile konser açılışını yaptılar. Açıkcası hiç böyle bir şey beklemiyordum çünkü gerçekten iyi bir başlangıç ve performans sergilerdiler. Ardından gelen "mother" ile ağlamak istiyorum sayın seyirciler demek geldi içimden tutmadım kendimi zaten. Tabii orada bulunan binlerce kişinin katılımı ile "mother" daha bir "mother" oldu. "set the controls for the heart of the sun" ile devam eden konser, ışık, havai fişek (şelale) ve alev görsellerine tam destek veren vizyon gösterisi ile tam bir duyu tatmini yaşattı diyebilirim. Eğer tanrı varsa dün kesinlikle oradaydı ve sanırım aynı zevklere sahibiz. "Shine on you crayz diamound", "wish you were here", "have a cigar", "leaving beirut" ve daha pek çok parça, 2.5 saatlik tam bir şölen.
Açıkcası sonradan satışa sunulan ve bir süre için biletx sitesine ulaşılamamasına neden olan 1000 bilet sahibi ve kuyrukta bekleyen onca insan için acaba burası bu kadar kişiyi alacakmı diye düşünmüş dışarıda, daha da kötüsü berbat bir şekilde konseri izleyeceğimi düşünmüştüm. ama öyler olmadı kapıların açılması ile beraber yaklaşık 10 dk. içerisinde herkes içerideydi (otomasyon güzel bişi sanırım) ve en güzel yere kazık çakmıştık bile (chanlenger
) Yanımdaki sağlam floydian chanlenger ile beraber (sanırım muhabbeti pek sevmedi ama neyse
) 2 saatlik bekleyiş ardından sanırım "işte konser" "işte şölen" "işte budur" dememek ayıp olur.
İkinci yarı başlangıcı "time" ve ardından gelen "money" ile çoşkuyu arttıran, Bis ardından gelen "the happiest days of our lives", "another brick in the wall part 2","vera","brign the boys back home" ve "comfortably numb" ile biten konser seyircinin "wish you were here", "the happiest days of our lives", "another brick in the wall part 2","brign the boys back home","time" "mother","in the flesh" ve daha pek çok parçada katılımı ile çoşkuları tetikledikten sonra birden bitmesi, 1 Litrelik biranın ardından boşluğa düşmek. Gecenin 2 sinde evde olup 3 te yatmak. Sanırım daha fazlası olamazdı. Gecenin güzelliklerinden biride roger'ın bir motor ile boğaz'a doğru yol alırken ardındaki binlerce insana el sallaması oldu.
Not: Chanlenger iyiki girmişsin kanıma ve almışım bileti, iyiki oradaydım, iyiki oradaydın.
Not: daha yazmak istiyorum ama önce kafamı toparlamam gerekiyor.
Les paul
Efsanevi gibson/les paul'un yaratıcısı les paul 91 yaşında... 1952' de ürettiği les paul modeli ile pek çok müzisyenin müzik karakteristiğini belirlemiş bu muhteşem gitar için ne desem boş. kimi isimleri sayınca akla hemen les paul gelir örneğin Jimi Page = Les paul
Müzik iyi bişiydir...
Yoklama…
David gilmour'un yeni albüm partisi pek bi güzel gitti akşam akşam... pink floyd parçaları ile açılışı beklendi ardından bilmece bildirmece gibi bir takım etkinliksel muhabbetlerden sonra albümü baştan sona dinledik, burada dikkatimi çeken şey david gimour on an island albümü çalınırken sanki sohbetler azalmış, daha çok müziği dinleniyordu. (yada bana öyle geldi.) ardından yine pink floyd albümleri ile gece bittişe doğru giderken çıktım (efesciyiz.biz kardeşim alla alla).
Dikkatimi çeken kimi abukluklara değinmeyeceğim.. zaten onlardan çok miktarda görülüyor...
Ha bu arada evet yoklama alındı.
Parti…
David Gilmour On An Island Albüm Tanıtım Partisi için detaylar...
Mekan: Bronx
(İstiklal Cad. Terkos Çıkmazı No:8 Tünel/Beyoğlu)
Tarih: 10 Mayıs 2006 Çarşamba, 21:00
Giriş: Ücretsiz!
Program: On An Island Albümü dinletisi, DVD gösterimi, Sürprizler..
Ve pek çok Floydian....
Konser,rezil olmak,Steve VAI
Dün...
Dün yine hastahanelerde idim, en sonunda test sonuçlarını aldım ve kolestrol (hönk?), trigliserid,ast,alt sayımları normal çıktı. Artık ilaç tedavisine başladım. Uzun, zorlu bir süreç yaşanacak zira bu ilac'ın pekte masum bir yanı yok. Psikolojiden tutunda fiziksel problemlere kadar giden bir yan etkileri var. Zor bir karar oldu benim için. Her ne ise bu konuda bu kadar konuşurum efendim daha fazla soru sormayınız.
Tekrar izlemeyi çok istediğim Steve VAI konserine gittim, burcu hanımı ve bir kaç eski arkadaşı görmek dışında tam anlamı ile pişman oldum.
Babam ön grubun çıkmasından sonra 10 dk. kadar salonda durup daha sonra dışarı çıktı bir kaç dakika sonrada gitti
. Bense bir süre daha bekledim ve en azından salon'un kapısından konseri dinleyerek günü bitirdim. Şimdiye kadar hayatımda ilk defa konser veren kişi'yi görmeden bir konser "dinledim". organizasyonu yapanların yedi düvel sülalesine ana avrat küfür ettiğimide belirtmek isterim. 15/16 yaşındaki "çocukları" konser görevlisi yapan bir organizasyondan daha fazla ne beklenebilirdi bilmiyorum. Biletlerin arkasında eskiden kimin ganize ettiği yazar idi artık yazmıyor. Gün bittiğinde pek bir canım sıkılmıştı, izlenememiş bir konser, buruk bir baba...
Şimdi ise bir takım şeylerle uğraşıyorum ve sanırım anadolu yakasında Bostancı'ya taşınacağım (bir hafta içinde olmasını umut ediyorum).
Yine can sıkıntısı ve yine bir şeyler.
(Yazar) Sevgili günlük...
(Günlük) Yine ne var?.
(Yazar) Aslında hepimiz birer günlük değilmiyiz? Yaşanmışlıklarla, yaşanacaklarla...
(Günlük) Bana ucuz felsefe yapma....
Castles & Dreams
Geçen hafta aldığım fakat bir türlü izleme fırsatımın olmadığı
Richie Blackmore'un Castles & Dreams DVD'sini en sonunda izledim ve şu kadarını söyliyeyim çok hoşlandım iskoç havası, rock and roll (Child in time ve Black nights) pek bir acayip pek bir güzel olmuş. Bunun haricinde Mark noffler'ın "A nigth in london" DVD'sini de tavsiye ederim efendim.