Dün, Bugün, Yarın
Dün...
Dün akşam iş yerindeki son mesai saatimi tamamlayıp arkadaşım Burcu ile Taksim'e gittik. Hıms evet eğlendim güzeldi, daha uzun sürmesini isterdim açıkcası.
Bugün...
Bugün gece 2 de yattığım halde 05:30'da uyandım, uyuyamadım, sanırım... neyse... şimdi pardus alfa 1.0'ı test etmek ile uğraşacağım sonra doktor'a gideceğim daha sonrasını bilmiyorum. Belki melankoli yaparım. Ne desem boş gelir.
Yarın...
Kimi şeyleri özlemeye devam ederken, bir garip duygu ile bir şeyler yazmaya çalışacağım, umarım şu anki durumda başarılı olurum. Cumartesi günü tuyan ile buluşup bir yerlerde kahve içeriz diye düşünüyorum. (hayal ediyorum mavi rengi) Ve şu ev işini ayarlamak lazım derim içimden.
(Yazar) Sevgili günlük...
(Günlük) ZZZZzzz...
(Yazar) İçimde bir garip burukluk var.
(Günlük) ZZZzz....
Ve bazen yürümek.
İyi gelir insan'a özellikle canı sıkılıyorken ama dediğim gibi bazen.
Bu gün iş yerinden çıkınca canım biraz yürümek istedi ve bende yürüdüm bir süre sonra kendimi Taksim'den Beşiktaş'a giden yolun üstünde buldum. Dedim bari gelmişken buraya kadar Beşiktaş'tan vapur'a bineyim oradanda eve gideyim.
Saat 21'de eve vardım. Şimdi kahve e-posta ve ufidi kandil tumba yatak üçlüsünü sırası ile uygulamaktayım.
Sıkıntı…
Yine canım sıkılıyo sebebi olmadan (yada daha ben bilmiyorum)
aldırmak lazım bu sinir'i stress'i ama nasıl?
içmek lazım, geyik lazım sohbet muhabbet lazım.
Küfür etmek geliyo bu aralar içimden okkalı (her biri 1 okka)
Konuşmamak lazım bu aralar. Konuşmak iyi değil bu durumlarda malum ne
diyeceği belli olmaz insanın kırıverir karşısındakini. En iyi susmak. Sus ve otur.
bu stress'in sinirin nedenini bir bulsam sıkıverecem ümüğünü ama neyse.
(Yazar) Sevgili günlük...
(Günlük) Ne?
(Yazar) Canım sıkılıyo ![]()
(Günlük) Du ben bi süzgeç getireyim. Suyunu içeriz beraber.